ASLI'CA YOGA
Toplumda yoga ile ilgili birçok yargı var. Bazıları dini bir ritüel olduğunu düşünüyor, bazıları için öylece oturduğumuz ve OMMM dediğimiz sıkıcı bir aktivite, bazıları için havalı pozların olduğu zor bir spor... Bu liste uzayıp gider. Öncelikle yoganın tek bir tanımı ya da varoluşu olmadığını söylemekle başlayayım. Kısaca bana ne ifade ediyor anlatayım.
Yoga tarihçesi kadim zamanlara dayanan, Hindistan
kültüründen doğmuş bir öğretidir. Çeşitli ahlaki ilkeleri, temizlik, nefes,
meditasyon çalışmaları gibi unsurları da içinde barındıran bütünsel bir yaşam
biçimidir aslında. 1800’lü yılların sonunda Batı’ya gelen yoga eğitmenleriyle
beraber yoga, günümüzde bildiğimiz anlamıyla modern bir yapı kazanmış ve Batı
kültürüne yerleşmiştir. Asana adı verdiğimiz, pozlardan ve duruşlardan oluşan
yoga pratiği biçimi, ağırlıklı olarak yoga denince aklımıza gelen bölümü
oluşturmaktadır.
Yoga asanaları, bedenin fizyolojik temizliği, toksinlerden
arınması, kasların güçlenmesi ve esnemesiyle beraber gelen dengeyle beden
sağlığını sağlamak için tasarlanmışlardır. Her bir poz ve ders içinde pozların
dağılımı, nefesle bütünleşerek, hem içsel hem de bedensel dengelenmeyi
beraberinde getirir. Aslında yogayı kendi beden sağlığımız ve onun içsel
yansımaları için yapıyoruz denebilir. Buna rağmen herkesin yogadan beklentisi
farklı olabilmektedir. Kimileri daha meditasyon ve nefes çalışmaları ağırlıklı
çalışmalardan hoşlanırken, kimileri bunu kendileri için yetersiz bularak çok
daha bedensel egzersiz odaklı yogaya yaklaşmaktadırlar. Bu nedenle ilk yoga
deneyiminden hareketle herkes olumlu ya da olumsuz yargılara sahip olabilir.
Benim yogadan anladığım, hayatın ve evrenin her alanındaki
denge ve bütünlük halidir. Başta da belirttiğim gibi, yoga aslında bir yaşam
biçimidir ve matın üzerinde yaptığımız hareketlerden ibaret değildir. Zihni bu
ana taşımak, anda kalmak ve bütünsellikle sarılıp sarmalanmak, yaşadığın
hayatın tadına varmak için odaklanarak yapılan her eylem yogadır. Yogada
zorlamak veya güzel gözükmek gibi yargılara yer yoktur, orada kendin olmak, en
önemli erdemdir. Aslında herkesin yoga yolculuğu kendine özgü ve biriciktir. Bu
nedenle kimseye yoga yapması için ısrarlarda bulunmayı doğru bulmam. Değişim
önce insanın kendinde başlar ilkesine çok inanıyorum.
Ben de yogaya 4 yıl önce çok sevdiğim bir arkadaşımda
izlediğim değişimlere dayanarak başlamaya karar verdim. Başlangıçta, sadece
‘uçan kaçan’ yoga pozlarından da fazlasıyla etkilendiğimi itiraf ediyorumJ
Yaşamın hızlı akışında insan her şeyi bir anda başarabilmeyi, çabalarının bir
anda sonuç vermesini bekliyor. Bu da başlangıçta tatminsizlik yapıyor. Zaman
geçtikçe anladım ki, yoga asanaları zamanla yerleşiyor ve faydasını aslında
sandığımızdan daha hızlı gösteriyor. Biz sadece mükemmel olma, en iyisi olma
yargılarımızla nasıl göründüğümüzle ilgileniyoruz ve olduğumuz durum karşısında
memnuniyetsizlik yaşıyoruz. Yoga yolculuğu gerçekten fazlasıyla dönüştürüyor
insanı. Sonuçta bir gün, yaşadığım bu deneyimi başkalarıyla da paylaşabilmek ve
onların hayatlarına da iyi gelmek için eğitmen olmaya karar verdim. Şimdi hala
bir yoga öğrencisiyim, çünkü öğreneceklerimiz asla bitmiyor, iyi ki de bitmiyor. Yoga kendine şaşmak benim için, imkansız dediğin her
şeyi bir bir başardığını hissetmek tabii ki inançla ve disiplinle gelen bir
başarı…
Yoga pratiğinin tatha, vinyasa, yin, kundalini yoga gibi birçok türü var.
Ben bütün bu türleri kendi potamda eritmeyi sevenlerdenim. Yer yer güçlendiren,
yer yer esneten, nefeslerle akan, sakinleştirici ya da enerji arttırıcı
olabiliyor dersler… Denemeden
bilemezsiniz, bir adım atmak için neyi bekliyorsunuz?
Sevgiler,
Aslı
Yorumlar
Yorum Gönder